Rehber

Koronavirüs En Sık Sorulan Sorular ve Cevapları

Koronavirüs ile ilgili olarak ne kadar bilinçliysek kendi sağlığımızı ve yakınlarımızın sevdiklerimizin sağlıklarını o kadar garanti altına almış oluyoruz. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nden doktorlar insanlarımızın sağlığını korumak adına koronavirüsle ilgili olarak merak edilen onlarca soruyu tek tek sizin için cevapladı. Bu muhteşem dökümandaki faydalı bilgiler ile koronavirüse karşı korunmada daha doğru ve emin adımlar atacağınıza inanıyoruz.

Koronavirüs Salgınında En Riskli Yaş Grubu Kimler ?

Koronavirüs, hasta olan kişinin yakın temasta bulunduğu, 15 dakikadan daha uzun süre aynı ortamı paylaştığı ya da sekresyonlarının bulunduğu yüzeylerle temas eden kişilere eşit oranda bulaşır. Yani her yaş grubu hasta oluyor. Ancak buradaki kritik nokta, 19 yaşından küçük olanlardan 70 yaşıma kadar herkes enfeksiyonu geçirebilirken, hastalığın ağır enfeksiyona dönüşme ve hastaneye yatma oranları yaş gruplarında farklı.

Virüs Hangi Yüzeylerde Ne Kadar Tutunuyor?

Bu konuda yapılan araştırmalara değinen uzmanlarımız farklı süreler veriyor. Ama plastiğin virüsü en uzun barındıran materyal olduğu konusunda hemfikirler.

New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan bir makaleye göre, virüs bakırda 1, mukavvada 4, çelikte 5-6 saat, plastikte 6-8 saat canlı kalıyor. Bununla birlikte virüsün bir kısmı yaklaşık 3 saat havada asılı kalıyor ve aşağıya inerken hepimizin dokunduğu yüzeylere ulaşıyor. Örneğin kapı kolları, asansör düğmeleri gibi herkesin kullandığı alanlarda günlerce kalabiliyor. Yani hastayı görmeseniz bile sadece onun bulaştırdığı yüzeylerden hastalık geçebiliyor. Bu nedenle sosyal mesafenin sağlanması ve el hijyeninin çok çok önemli olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ayrıca, bekleme salonları, toplu taşıma araçları gibi ortak kullanım alanlarında dokunduğumuz yerlere dikkat etmemiz gerekiyor.

Virüs Bulaştığında Zaman Vücudumuzda Ne Gibi Değişimler Yaşanıyor?

Virüs damlacık yoluyla bulaştığı için ağız ya da burun kanalıyla üst solunum yoluna girerek burada kolonize oluyor. Çok hızlı bir şekilde de akciğerlere iniyor ve akciğerlerde ağır hasar yaratıyor. Hastada daha öksürük ve ateş belirtileri başlamadan akciğerde buzlu cam görüntüsü oluşmaya başlıyor. Akciğerde ağır pnömoni, yani zatürre gelişiminden sonra da akut solunum sıkıntısı Sendromuna neden oluyor. Bu durumda, akciğerler kanı yeterince temizleyemiyor. Oksijensiz kalan organlarda hastalık ilerlerse organ yetmezliği gelişebiliyor.

Koronavirüs Salgını Yaşlı Kişiler İçin Daha mı Tehlikeli?

70 yaşından sonra ağır hastalık geçirme olasılığı ve ölüm oranları çok yükseliyor. Bu nedenle ileri yaştakiler için enfeksiyon daha tehlikelidir.

COVID-19 Genç ve Çocukları Ne Oranda Etkiliyor ?

Bu enfeksiyon tehlikeli ve nasıl seyredeceğini tam olarak bilmediğimiz deli fişek bir hastalık. Ancak genç yaş grubu hasta da olsa ağır hastalık geçirme ihtimali olmayan bir grup. Akciğerlere tutulum, hastaneye yatış ve yaşam kaybı düşük diyebiliriz.

Koronavirüs Alerjik Çocuklar İçin Daha mı Tehlikeli ?

Çocuklarda alerji problem… Çünkü son 20 yılda 12 yaş altı çocuklarda çok sık görülüyor. Bununla birlikte alerjik astım da birçok çocukta görülüyor. Bu virüse çok yatkın olmalarına neden olmuyor ancak şunu unutmamak gerekir. Alerjik astım akciğeri hırpalayıp, birçok enfeksiyona zemin hazırlayabiliyor. Bundan dolayı alerjisi olan çocuklarda enfeksiyon daha çok görülebilir. Ancak bu teorik bir bilgidir henüz verilere dökülmemiştir.

Koronavirüs Bulaşan Bir Çocuk veya Gençte Hangi Belirtiler Meydana Gelir?

ABD, İtalya, İspanya gibi ülkelerdeki tüm verileri gözden geçirdiğimizde görüyoruz ki gençler ve çocuklarda belirtiler ya hiç yok ya da çok hafif. Bu nedenle hastanelere başvuru çok düşük. Hasta olunduğunda ise; çok yüksek ateş olmuyor ama kuru öksürük, boğaz ağrısı, iştahsızlık, kas ağrıları çocuklarda en sık görülen belirtilerdir.

Korona Virüsünden Çocuklarımızı Nasıl Korumamız Gerekir ?

Çocukları iyi haberlere rağmen yine de korumalıyız. Bunun için 3 koruma yöntemi mevcuttur. Birincisi varsa aşıyı uygulamak ki henüz yok. İkincisi en ufak bir şikayet görüldüğünde hastaneye başvurmak. 3’üncü ve en sık kullandığımız yöntemse çocukları kalabalık ortamlardan uzak tutmak. Çocuklar ancak hasta bir kişiyle 1 metreye yakın bir mesafede bir araya gelirlerse hasta olabiliyor.

COVID 19 Salgınında Genç Kişiler Nelere Özellikle Dikkat Etmeli ?

young man in medical mask doing ok sign, thumb up with fingers isolated on white background

20 yaş üstü gençler de hasta olup, hafif belirtilerle hastalığı geçirip, bulaştırıcı olabiliyor. Böylece varsa evde küçük kardeşlerine ya da yaşlılara hastalığı bulaştırabiliyorİar. Bu nedenle gençlerin sosyal bir sorumluluğu var… Hem kendilerini hastalıktan koruyacaklar hem de hiç hasta olmasalar da evde sosyal mesafeye çok dikkat edecekler. Çünkü hastalığın kuluçka süresi ortalama 5-6 gün. Ve ilk belirti başlamadan bulaştırıcılık başlıyor ve her hasta ortalama 10-16 kişiye hastalık bulaştırabiliyor.

Yeniden Hastalığı Kapmak Mümkün mü ?

Bu hastalığın yaklaşık olarak üç buçuk aydır tanısı konulmaya başladı. Dolayısıyla hastalığı geçirmiş ve bağışıklık kazanmış kişilerde yeniden hastalığa yakalanma durumu henüz saptanmadı. Online poliklinik uygulamasına aile hekimleri ve bazı hastanelerde başlandı. Salgın kontrolü için önemli bir uygulama, yaygınlaşması bu anlamda iyi olacaktır.

Virüs Bulaştığı Zaman Vücutta Yaşananlar Neler ?

Virüs damlacık yoluyla bulaştığı için ağız ya da burun kanalıyla üst solunum yoluna girerek burada kolonize oluyor. Çok hızlı bir şekilde de akciğerlere iniyor ve akciğerlerde ağır hasar yaratıyor. Hastada daha öksürük ve ateş belirtileri başlamadan akciğerde buzlu cam görüntüsü oluşmaya başlıyor. Akciğerde ağır pnömoni, yani zatürre gelişiminden sonra da akut solunum sıkıntısı Sendromuna neden oluyor. Bu durumda, akciğerler kanı yeterince temizleyemiyor. Oksijensiz kalan organlarda hastalık ilerlerse organ yetmezliği gelişebiliyor.

Korona Virüsü Hafif Geçirenlerin Daha Sonradan Bu Hastalığı Geçirdiğini Anlamamıza Yarayan Bir Test Var Mevcut mu ?

Antikor testleri ile geçirilmiş enfeksiyon saptanabilir. Ancak bu testler henüz yaygın olarak kullanılmıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yetki verilmiş laboratuvarlarda uygulanmaya başlanacak.

Bazı Kişiler Farkında Olmadan Geçiriyor veya Diğer Grip Türlerine Benzetiyormuş, Bu Doğru mu?

Vakaların yüzde 80’inden fazlasında hastalığın hafif bir ateş, halsizlik ya da boğazda kuruma gibi çok hafif belirtilerle seyrettiği görülüyor. Bu hastalar kendilerinden şüphe etmedikleri için hastaneye de gitmiyor. Dolayısıyla bazı kişiler farkına varmadan hastalığı geçirmiş olabilir.

Evde Yapılan Maskeler Sağlıklı Birini Ne Kadar Korur ?

Evde yapılan maskeler aslında önerilmiyor. Çünkü maske kumaşları özeldir. Mikroorganizmaları geçirmemek üzere belli açıklık alanları vardır. Ancak  bu materyallerin satıldığını  biliyoruz. Dolayısıyla uygun malzemelerden evde de insanlar kendi maskelerini oluşturabilirler. Kişi maske takıp da 15-20 santimetre uzağındaki  bir çakmak ateşini üfleyerek  söndürebiliyorsa bu  maske geçersiz demektir. Maske kullanıldıktan sonra mutlaka doğru şekilde katlayarak  kapalı bir çöp kutusuna atılmalıdır.

Eldiven Kullanılması Gerektiğinde Neye Özen Göstermeliyiz ?

Kullanımını önermiyoruz. Eldiven hiçbir şekilde el hijyeninin önüne geçmemeli. Gün boyu aynı eldiven kullanıldıktan sonra dikkatsizce atılması hem covıd-19 hastalığı  hem çevre kirliliği  açısından riskli. Eldivenle kontamine bir yere dokunduktan sonra temiz bir yere dokunursanız, temiz yerde mikroplarla kontamine olur. Bu nedenle dışarı çıkan herkesin eldiven kullanası doğru değil. Üstelik korona bulaşını engellediğine dair bilimsel kanıt da yok. Marketlerde ve gıda hazırlayan yerlerde, bu hazırlık sırasında eldiven kullanılabilir. Tek kullanımlık olan bu eldivenler de iş bittiğinde çıkarılmalı.

Malzemeleri Fırında 70 Derece Sıcakta 15-20 Dakika Süreyle Tutarak Virüsten İzole Etmek Mümkün mü ?

Alevden geçirme mikrobiyoloji laboratuvarlarında kullanılan en eski ve bilinen sterilizasyon yöntemidir. Bu yöntem ile metaller kırmızı kor haline gelinceye kadar alevde tutulur. Bu nedenle ‘kontamine’ ancak atılması düşünülen malzemeler yakılarak atılabilir. Sebze, meyve veya diğer malzemelerin dezenfeksiyonu için uygun değildir.

Corona Virüs Salgınında İkinci Dalga Tehlikesi Var mı ?

Bazı araştırmacılar, Kovid-19 pandemisi için Dünya Sağlık Örgütü ya da kimi ülkelerin sağlık kurumlarının yeterince erken önlem almadığını düşünüyor. İkinci dalga ise izolasyon kurallarına uyulmadığı takdirde bu enfeksiyonun devam edeceği anlamına gelir. Aralık 2019’dan önceki hayatımıza ne zaman döneceğimizin yanıtı aslında bize bağlı. Otoritelerin koyduğu tüm kurallara uyar, evde izole kalır, dışarı çıkmamız gerekiyorsa maske kullanır ve sosyal mesafeyi korursak bu süreç daha da kısalacaktır.

Anne Sütünün Virüs Üzerinde Etkisi Nedir ?

Enfeksiyonu geçiren annelerin, bebeklerinin de bağışıklandığı gösterilmiş. Anne sütü genel olarak çocuklar için çok faydalı. Ancak bu virüs için özel bir koruyuculuğu yoktur. 

COVID-19′ dan Koruyan Besin Takviyesi, Vitamin, Mineral Var mı ?

Bugüne kadar COVID-19’dan koruduğu gösterilmiş bir vitamin ya da takviye yok. Bu nedenle en önemli noktanın dengeli ve düzenli beslenmek olduğunu söyleyebilirim. Tek yönlü beslenmek sağlığımız için uygun değil. Yeterli ve dengeli besleneneler için takviye vitamine gerek olmadığı düşünülüyor. 

Bağışıklığım Zayıf mı Güçlü mü? Anlamanın Yolu Nedir ?

Bağışıklık siteminin zayıfladığının en önemli göstergesi kişinin sık enfeksiyon geçirmesi. Önrneğin kışın üç-dört kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmek zayıf bağışıklık sisteminin göstergesi.

Mikrodalga Virüs Öldürür mü?

Mikrodalga ile ilgili bilgiler tam değil. Hangi miktarda ve zamanda virüs ölür bilinmiyor. Bir de hangi materyaller mikrodalgada dezenfekte edilecek belirlenmiş bir liste yok.

Plastik Damacanalar Ne Kadar Temiz ? Virüs Üzerinde Yaşar mı ve Dışarıda Ne Kadar Havalandırılmalı?

Plastik su damacanalarının dışı 1/100 sulandırılmış çamaşır suyu ile silinebilir. Dışarıda 24 saat havalandırılsa iyi olur.

Ultraviyole Işınların Koronavirüs Üzerinde Etkisi Var mı ?

UV Etkili. Biz hastanelerde biyogüvenlik kabinlerinin içini ve bazı çalışma ortamlarımızı bu şekilde dezenfekte ediyoruz.

Virüsün deniz suyundan geçmediği söyleniyor ama “Bu konuda henüz araştırma yok” ile “Kesinlikle geçmez” farklı şeyler. İnsanlar denize dalıp çıktığında ağzından, burnundan çıkan ne varsa denize bırakıyor. Aynı suya başkası da dalıyor. Yeri geliyor o su burna kaçıyor. Bulaşma nasıl olmaz?

Kesinlikle doğru bir saptama. Bu konuda bir araştırma olduğunu ben bilmiyorum, rastlamadım. Sadece ağız ve burundan çıkacak sekresyonlarla değil, denizde tuvaletini yapanlar olduğunu da düşünürsek, bu virüs idrarla da çıkıyor bunu da biliyoruz. Deniz suyu ile bulaş riskinin olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle en azından enfeksiyon sıklığının yüksek olduğu süre için ağız, burun ve gözleri kapatan maskeli dalış şnorkeli ile dalmak ve yüzmek daha emniyetli olur.

Dezenfektan mı yoksa Sabun mu Daha Çok Korur ?

Elimiz için gözle görünür bir kir varsa, dışarıdan eve veya ofise geldiğimizde, yemek öncesi ve sonrasında, tuvalet öncesi ve sonrasında mutlaka sabun ve su. Onun dışında da el dezenfektanı kullanabilirsiniz. 

Mart’tan beri virüsle yatıp virüsle kalkıyoruz. En tartışmalı konulardan biri virüsün yüzeylerdeki tutunma süresiydi. Bugün gelinen noktada, aslında yüzeylerden bulaşmıyor muymuş ? 

Yüzeylerde virüsün canlı kalabilme süreleri ile ilgili bilgiler doğru. Ancak virüsün yayılmasıyla bu yüzeylerde canlı kalma süresi arasında çok bilimsel kanıt oluşmadı.

Koronavirüsten Korunmamızı Sağlayan Bitkiler Nelerdir ?

Bitkiler aleminde yaygın yayılış gösteren “Polifenolik” yapıda bileşenlerin (zerdeçal, zencefil, nar meyve kabuğu, sumak, yeşil çay, kara mürver, laden) Kovid-19 gibi zarflı virüsler üzerinde etkili olduğu, virüsün gelişip çoğalması ve hücrelerimiz içerisine girerek yeni virüsler üretmesini önleyebileceğini ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma yayımlanmıştır. Burada önemli olan virüslerin üzerinde etkinliğin sağlanabilmesi için polifenollerin ağız boşluğunda mümkün olduğunca uzun süre kalmasını sağlamaktır. Ancak polifenoller mide-bağırsak sistemine gittiğinde büyük ölçüde metabolize olarak virüs üzerinde etkisini kaybederek iltihap giderici ve antioksidan etkili bileşenlere dönüşmekte, bağışıklık sistemimize katla sağlamaktadır. Dolayısıyla mutlaka ağızda uzun süre kalmasını sağlayacak şekersiz – arap zamkı ile hazırlanmış pastil halinde uygulanmalı ve en az 1 saat bir şey yiyip-içilmemelidir.

Koronavirüs Salgınına Karşı Nar Kabuğunu Kaynatıp İçmenin İşe Yaradığı Doğru mu ?

Nar meyve kabuğu virüslere etkili polifenoller bakımından çok zengindir. Ancak çay olarak içildiğinde etkili olmaz. Dikkat! Nar ağacı dal kabukları alkaloitler taşır ve zehirleyebilir.

Koronavirüs Salgınında Ağız ve Boğaz Gargarası Yapmak Fayda Sağlar mı?

Bakteri ve virüsler üzerinde etkili olduğu bilinen bitkiler ile yoğun bir şekilde şekersiz olarak hazırlanan bitki çayları ile gargara yapılması koruyucu olabilir. Bu amaçla polifenol (yeşil çay), uçucu yağ (adaçayı, biberiye, karanfil tomurcuğu) taşıyan bitkiler ile hazırlanan tek veya karışım çaylar hazırlanabilir. Ancak ağızda uzun süre kalmasını sağlamak üzere en az 1 saat bir şey yiyip-içilmemelidir.

Propolis, Toz Zencefil veya Keçiboynuzu Bizi Koronavirüs Hastalığından Korur mu?

Bir kovan ürünü olan propolis zengin polifenol içeriği ile virüs ve bakteri enfeksiyonlarına karşı antimikrobiyal etkilerinin yanı sıra antioksidan ve antienflamatuvar etkileriyle bağışıklık sistemi üzerinde de faydalı olur. Ancak mikroplar üzerinde etkili bileşenleri (krizin, pinosembrin, pinobanksin, galangin) ve iltihap giderici etkili kafeik asit fenetil esteri (CAPE) sulu propolis ekstrelerinde bulunmamaktadır. Bu bakımdan ya alkolle hazırlanan ya da alkol kullanılmadan fiziksel yöntemle elde edilen özel propolis ekstresi taşıyan ürünlerin kullanılması önemlidir. Taze zencefilde bulunan gingerol’ler kurutulduklarında şogaol ve zingerona dönüşürken etkisini önemli ölçüde kaybeder. Bu nedenle ya zencefil rizomu alkol ekstresi ile hazırlanan standart ekstreler taşıyan pastil gibi ürünler kullanılmalı ya da taze zencefil ağızda çiğnenmelidir. Keçiboynuzunun virüsler üzerinde ya da bağışıklık sisteminde etkili olduğunu gösteren hiçbir bilimsel araştırma yoktur.

Kaynak : Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu